'O mezar bir utanç abidesi olarak kalacak'

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Aysel Tuğluk’un annesinin defnedildiği mezardan çıkarılmasına yol açan saldırıyla ilgili, “O mezar bir utanç abidesi olarak kalacak. Her vatandaşın Dersim’de de gömülme hakkı var, Çanakkale’de de. Burası bizim ortak vatanımız” dedi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un vefat eden annesi Hatun Tuğluk’un, Alevi inancına göre “toprağa gömülme” anlamına gelen “sırlanma”sı Ankara’da mümkün olmadı. Yaşanan saldırı sonrası Hatun Tuğluk, vasiyetindeki yerde değil doğduğu topraklarda, Dersim’de defnedilebildi.

Toplumun geniş kesimlerinin tepkisine yol açan, siyasetçilerin kınadığı saldırının en yakın şahitlerinden HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, “Bu ülkemiz için kara bir lekedir” dediği saldırı sonrası uyarılarda bulundu. Yaşanan saldırının ırkçı, faşist bir saldırı olduğunu, nefret suçu olarak en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söyleyen Doğan, “O mezar bir utanç abidesi olarak kalacak. Her vatandaşın Dersim’de de gömülme hakkı var, Çanakkale’de de. Burası bizim ortak vatanımız” dedi. Müslüm Doğan’ın hayatının en zor günlerinden biri olarak nitelendirdiği saldırı ve sonrasında yaşananlarla ilgili sözleri şöyle oldu:

Hatun Tuğluk’un cenazesi sırasında yaşananları günlerdir konuşuyoruz. Siz her anına şahitlik ettiniz, o gün neler yaşandı?

Hatun Tuğluk’un “Beni Aysel’in oturduğu en yakın yere sırlayın” vasiyeti doğrultusunda cenaze işlemleriyle ilgilendik. Aysel Tuğluk cezaevinden geç getirildiği için cenazeyi kaldırmak gecikti. Mezarlıkta ilk başta sorun yoktu. Sırlama işlemi bittikten sonra can suyu verildi. Bu sırada 5-6 kişi geldi ve “Burası bizim aile mezarlığımız, bunu kabul etmiyoruz” dediler. Daha sonra sayı arttı. Sloganlar atılmaya başlandı. “Teröristin annesi teröristtir” sözleri vardı. Ermeni yurttaşları hedef alan çirkin sözler vardı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, görüntüleri izlediğini ama Ermenilerle ilgili sözler olmadığını söyledi.

Var, kulağımla duydum. Sayın Bakan tamamını izlemeli. Polis kayıtlarında vardır. Bizim kayıtlarımızda da var. Çeken arkadaşlar oldu.

'NAAŞI ÇIKARDIKTAN SONRA POLİS MEZARI KONTROL ETTİ'

Cenazenin çıkarılmasına nasıl karar verildi?

Zifiri bir karanlık vardı, bir şey görünmüyordu. Sağdan soldan taşlar atılıyordu. “Bu mezar buradan gidecek” diyorlardı. Organizeydiler. O işi orada bırakmazlardı. Provokasyona devam edeceklerdi. Biz kendi aramızda toplanıp cenazeyi alıp gitmeye karar verdik. Naaşı çıkarıp tekrar cenaze arabasına koyduk. Bu arada polislerin gelip mezarı kontrol etmeleri dikkat çekiciydi. Polis o ırkçı grubu uzaklaştırması gerekirken onlarla rahatsız edici bir diyalog ve ilişki içindeydi. Orantısız bir güç istemeyiz ama o grup oradan uzaklaştırılmalıydı. Bunu yapmadı, cenazenin çıkarılıp çıkarılmadığını kontrol etti. Yani o çete grubuyla polis pazarlık etti.

Sizce organize bir grup muydu?

Bence organizeydi. Düşünün cenazeyi çıkartmak için bir traktör getirmişlerdi. Yine bizim oradan çıkmamızı engellemek için araçlarla yollar kapatılmıştı. Polis tüm bunlara da müdahale etmedi. Takviye ekipler biz oradan çıktıktan sonra geldi.

'DEMOKRATİK BİR ULUSUN ORTAK DEĞERLERİYİZ'

Sonrasında neler yaşandı?

Cenazeyi alıp giderken de sorun yaşadık. Silah kullanılsa çok insan ölebilirdi orada. Çünkü etrafı göremiyorsunuz. Ateş edilse nereden geldiğini bilemiyorsunuz. Taş atılıyor kendinizi koruyamıyorsunuz. Son derece üzücü bir durum. Bu ülke gerçeği bunu kaldıramaz. Bin yıldır bir arada yaşıyoruz. Biz farklı inançtan da olabiliriz. Farklı etnik yapılardan da olabiliriz, ama bir demokratik ulusun değerleriyiz. Birlikte yaşamışız. İnanç, etnik farklılığımızla bir mezara uzak tutulmamız kabul edilemez. Hiç bu kadar kırılma yaşamadım. Bu olumsuz ruh halinden derhal toplumun çıkarılması gerek. “3-5 kişi” diye geçiştirilemeyecek bir olay.

Peki ne yapılmalı?

Şimdi o mezar bir utanç abidesi olarak kalacak. Halkımızın her değerinin, her vatandaşın Dersim-Tunceli’de de gömülme hakkı var, Çanakkale’de de. Burası bizim ortak vatanımız. 3-5 çapulcuya burayı bırakmamalıyız. Bunlara rağmen kardeşlik duygularını öne çıkarmamız lazım. Güçlü, kuvvetli bağları öne çıkarmadığımız sürece bu güruhla yine karşılaşırız.

'HİÇ KİMSE TOPRAKTAN ÇIKARILMAYI HAK EDEMEZ'

Hem toplumun farklı kesimlerinden hem de hükümet kanadından kınama mesajları geldi. Bunları nasıl değerlendirdiniz?

Bunların hepsi çok değerli. Bunun kabul edilemeyeceğini söylemek, kınamak, bir daha yaşanmaması için önlem alınmasını önermek, hepsi son derece önemli. Bakan Numan Kurtulmuş’un saldırı için “organize” demesi son derece önemli. Cumhurbaşkanı ve diğer bakanların açıklamaları da önemli. Toplumun her kesimi tarafından şiddetle reddedilen bir saldırı oldu. Ben umutluyum. Her şeye rağmen bu süreçleri atlatacağız, ama hükümetin bu konularda çok tutarlı olması gerek. Ötekileştirici politikalardan hızla uzaklaşması gerek. Bir arada olmanın değerini anlamamız gerek. Bu ülkede yaşayan hiç kimse topraktan çıkarılmayı hak edemez. Burası bizim vatanımız, ortak vatanımız. Bu ülkemiz için kara bir lekedir. Bu kara lekeyi silmek için de ağır cezalar vermek gerek. Kabahatler Kanunu ile geçiştirilemez. Nefret suçudur bu. Dava da böyle açılmalı. Bunun takipçisi olacağız.

'ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASINI İSTEYECEĞİZ'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sonradan tutuklanan bir kişiyle çektirdiği fotoğraf tartışma konusu oldu.

İçişleri Bakanının çektirdiği fotoğraf asla kabul edilemez. Hükümetin öncelikli işlerinden biri bu saldırıyı tüm gerçekliği ile ortaya çıkarmak olmalı. Nasıl organize oldular? Polisin içinde işbirliği yapanlar varsa hemen açığa alınmalı. Biz de bu konuda Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulması için önerge vereceğiz.

Saldırı sonrası Alevi örgütlerinin verdiği tepki de dikkat çekiciydi. Oradaki mesajı nasıl okumak gerek?

Oradaki mesaj Hatun Anne’nin yalnız olmadığına ilişkindi. Hatun Anne, hem Kürt hem de Alevi bir kadındı. Hem cenazesine ve geçmişine, hem kimliğine sahip çıktılar. Sırlanırken sırlandığı yerin elinden alınması kesinlikle Alevi toplumu açısından kabullenilecek bir şey değildir. Alevi toplumunun inanç ve öğretilerinde asla böyle bir şey düşünülemez. Kendi inanç ve öğretilerine karşı yapılmış bir olay olarak gördüler. O nedenle tüm Alevi örgütleri Cemevlerinde lokmalar dağıttı. Toplumun geniş kesimlerinden ve yetkililerden gelen tepki Alevi toplumunun daha sert, ciddi tepki vermesini engelledi.

Bu da bir sınav desek, Türkiye bu sınavı geçti mi?

Bu çok kötü bir olaydı, ama toplumun bir araya gelmesi, ortak tepki vermesi açısından belki katkısı oldu.