‘Hastalar Diyarbakır’da tedavi olmak istemiyor’

Son KHK ile Diyarbakır’da ihraç edilen 193 sağlık çalışanından biri olan SES yöneticisi Selma Atabey görevden uzaklaştırıldığını oğluna söylememiş. Atabey "Görev başında yeterli doktor kalmadı. Artık hastalar Diyarbakır’da tedavi olmak istemiyor" diyor.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DİYARBAKIR – Bakanlar Kurulu’nun geçen 29 Ekim’de yayınladığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamudan binlerce personel ihraç edildi. Son KHK ile Sağlık Bakanlığı’ndan Türkiye genelinde 2 bin 74, Diyarbakır’dan ise 193 kişi ihraç edildi. İhraç edilen sağlık personellerinin arasında uzaman doktorların yanı sıra pratisyen hekimler ile ebe ve hemşireler de var.

İhraçlar nedeniyle kimi sağlık birimleri çalışamaz duruma geldi. Örneğin Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde tek çocuk doktoru vardı, o da ihraç edilince Silvan’da hastalanan çocuklar tedavi için ya il merkezine ya da çevre ilçelere gitmek zorunda kaldı.

Ancak il merkezine gelmek de sorunu çözmüyor. Çünkü ihraç edilen sağlık personeli sayısının çokluğu nedeniyle geriye kalanlar da işlerini layıkıyla yapamaz duruma getirdi. Hastane kapılarındaki hasta yığılması bu nedenle.
İhraç edilen sağlık personeller ve hastanelerin ve hastaların yaşadığı sorunları Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Selma Atabey ile konuştuk. Atabey’in anlattıkları, özellikle hastalar için, pek iç açıcı değil ne yazık ki.

GECE GELEN TELEFON

SES Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Selma Atabey, 22 yıldır hemşire olarak çalışıyor. Mesleğe başladığı ilk 3 ay hariç, çalışma hayatının tamamını Diyarbakır’da geçirmiş. Atabey, “Diyarbakırlıyım, Diyarbakır dışında başka yerde çalışmak istemedim” diyor.

Atabey, 22 yıldır severek yaptığı işten ihraç edildiğini bir arkadaşından duymuş. “Gece arkadaşım telefonla aradı, ‘listede senin de adın var’ dedi. Çok şaşırmadım. Haksız, hukuksuz bir karar olduğunu bildiğimiz halde bekliyorduk. Zaten önceden yayınlanan kararnamelerle binlerce kamu personeli ihraç edildiği için, bütün sağlık çalışanları bir gün kendilerinin de açığa alınacağı ya da ihraç edileceği endişesi yaşıyordu.”

Gece gelen “İhraç edilenler listesinde senin de adın var” telefonu kendisini şaşırtmasa da bir burukluğa neden olmuş elbette. “Kolay değil” diyor, “Onca yıl emek vermişsiniz, sonra bir gece sorgusuz sualsiz işten ihraç edildiğinizi öğreniyorsunuz. İşinizden ihraç edilmeniz yaşam standartınızın değişmesine neden oluyor en başta. Sonra yıllardır karşısında durduğunuz bazı uygulamalara muhtaç kaldığınızı görüyorsunuz.”

Merak edip sorduğum “Bazı uygulamalar”dan neyi kastettiğini şöyle anlatıyor Selma Atabey: “Şimdi biz ihraç edildik, ancak özel hastanelerde çalışabileceğiz. Özel hastaneler daha çok çalıştırıyor personeli, ancak daha az ücret ödüyorlar. Sendikacı olarak yıllarca buna karşı mücadele ettik. Ama şimdi birçok arkadaşımız bu şartlarda çalışmak zorunda kalacak.”

BEYAZ NÖBET EYLEMİ

İhraç edilmesine neden şaşırmadığını da anlatıyor Atabey: “Sağlık Emekçileri Sendikası olarak hükümetin sağlık politikalarını eleştiren eylemler yaptık, açıklamalarda bulunduk. Hükümeti eleştiren her kesimden insan, Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildiğinden bu yana tedirgin. Çünkü KHK ile siyasetçiler, gazeteciler, hukukçular ve elbette kamu çalışanları işsiz kaldı ya da hapse atıldı.”

beyaz

‘Beyaz Nöbet’ eylemine katılanların çoğu kamudan ihraç edildi.

SES Diyarbakır Şubesi’nin gerçekleştirdiği “Beyaz Nöbet” eyleminin hükümeti çok zor durumda bıraktığını anlatan Atabey, özellikle sendika yöneticilerinin bu süreçte hükümetin hedefi haline geldiğini ve hükümetin ilk fırsatta kendilerini işsiz bıraktığına dikkat çekiyor.

Atabey, Beyaz Nöbet eylemini ise şöyle anlatıyor: “Sur’da sokağa çıkma yasağı ile birlikte çatışmalar başlayınca, çatışmalarda yaralanan şahısların tedavisinin yapılmasını istedik. Üç gün, beş gün süren sokağa çıkma yasakları döneminde bu hizmeti verebiliyorduk. Ancak son sokağa çıkma yasağı sürecinde yaralanan şahısların tedavisini yapmamız engellendi. Biz sağlık emekçileri, yaralanan kişilerin bütün kimliklerinden bağımsız kaldığını ve tedavi edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Uluslarararası hukuk da bunu gerektiriyor. Bunun için girişimlerde bulunduk, ancak sonuç alamadık. Bu durumu protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak için Büyükşehir Belediyesi’nin önünde Beyaz Nöbet eylemi gerçekleştirdik. Eylem günlerce sürdü. Hiçbir talebimiz karşılanmadı, ama eylem çok ses getirdi. Bu da hükümetin hedefi haline gelmemiz için yeterli oldu.”

Atabey, çatışma bölgesinde kalan sivillerin de sağlık hizmetine ulaşamadığını belirterek, “Orada hamile kadınlar, aşı olması gereken çocuklar da vardı. Nöbeti onlar için de tuttuk” dedi.

‘İŞE YENİ BAŞLAYANLAR DA İHRAÇ EDİLDİ’

Atabey’in anlattığına göre ihraç edilenlerden bazıları mesleğe uzun yıllarını vermiş. Ancak henüz üç aydır işe başlayan sağlık çalışanları da var ihraç edilenler arasında. Selma Atabey, ihraç edilenlerin durumuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Daha işe yeni başlamış genç çalışanlar ihraç edildi, en çok onlar şaşırdılar ihraç edildiklerine. Üç ayda hükümetin canını sıkacak ne yapmış olabilirler ki? Bir de işe alınmak için uzun süre beklemişler, sınavlara girmişler. Sonra hiçbir bilgi verilmeden, hiçbir soruşturma gerçekleşmeden işten atıldılar. İhraç edildikten sonra telefonla arayıp sendikanın yerini soran üyelerimiz oldu. Bunun, sendikanın hiçbir eylemine katılmayanlar da ihraç edildi, demek için anlatıyorum. Bu şekilde gözdağı verildiğini düşünüyoruz, hepiniz bir kararnameyle işten ihraç edilebilirsiniz mesajı verilmek isteniyor.”

SAĞLIK HİZMETİ AKSADI

Son kararnameyle Diyarbakır’da ihraç edilen sağlık çalışanlarının sayısı 193. “Sayı az görünebilir” diyor Atabey ve ekliyor: “Son ihraçlar, daha önce ihraç edilenlerle birlikte, sağlık hizmeti sunmak konusunda ciddi sıkıntılara neden oldu.”

Bu sıkıntılar nedir? Atabey, buna da açıklık getiriyor. “Bölge illerinde zaten ciddi personel sıkıntısı vardı. Bu sıkıntı şimdi katlandı. Bazı birimler hizmet veremez duruma geldi, çünkü doktor yok. Çok sayıda hasta, ameliyat olabilmek için başka illere gitmek zorunda kalıyor artık. Daha önce Dicle Üniversitesi Hastanesi’ni tercih eden hastalar, yeterli doktor olmadığı için başka şehirlere gidiyorlar tedavi olmak için. Hastalar Diyarbakır’da tedavi olmak istemiyor artık.”

Personel yetersizliği ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin psikolojik baskısından da söz ediyor Selma Atabey: İhraç edilmeyen sağlık çalışanları, bir gün kendilerinin de ihraç edilebileceği endişesi taşıyor. Bu psikolojiyle çalışan doktor, hemşire, ebe nasıl verimli olabilir ki? Öte yandan ihraç edilen arkadaşlarının yerine de bakmak zorunda kalıyorlar, daha çok iş yükü bindi omuzlarına. Bu durum da onların çalışmasını olumsuz yönde etkiliyor elbette.”

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Selma Atabey, ihraç edilmiş olmalarına rağmen hâlâ sağlık çalışanı olduklarını söylüyor. İşlerini yapmaya devam edecekler. Ama bu arada hukuki mücadeleyi de sürdürecekler. “Prosedür gereği Valiliğe itiraz dilekçelerimizi verdik” diyen Atabey, iç hukuk yolları tükendiğinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahklemesi’ne başvuracaklarını, uğradıkları mağduriyetin giderilmesi için mücadele edeceklerini anlatıyor.

Atabey, sendikanın ihraç edilen arkadaşları için bir dayanışma fonu oluşturduğunu söyledi: “İhraç edilen arkadaşlarımızın tümü aile geçindiriyor. Ev kiraları, çocuklarının okulları var. Bu fonla mağduriyetlerini en aza indirmeye çalışacağız.”

‘SEN NİYE MÜCADELE ETMEDİN?’

İhraç edilen sağlık çalışanlarının çocukları bu durumdan nasıl etkilendi? Çünkü anne babalarının işsiz kalmasının çocukları etkilememesi mümkün değil. Bu soruyu da soruyorum Selma Atabey’e.
Atabey, ihraç edilmeyen bir arkadaşını anlatıyor önce. İhraç kararını duyan 13 yaşındaki çocuk, annesine ihraç edilip edilmediğini soruyor. Annesinden “ihraç edilmedim” cevabını alınca, çocuk öfkelenmiş, “Demek mücadele etmiyorsun” diye çıkışmış annesine.

Atabey’in de sınava hazırlanan 17 yaşında bir oğlu var. İhraç edildiğini oğluna söylememiş. “Okulla dershane arasında gidip geliyor, medyayı izlemeye bile vakit bulamıyor. Ben de gizledim ondan ihraç edildiğimi. Öğrenirse psikolojisi bozulur, dersleri kötü gider diye endişelendiğim içim.”

‘DAYANIŞMA İÇİNDE OLACAĞIZ’

Atabey, oğlundan daha ne kadar gizleyebilecek bu durumu, kendisi de bilmiyor. Ama şunu biliyor ve her defasında ısrarla dile getiriyor: “OHAL’in FETÖ’ye karşı ilan edildiği iddia edildi. KHK’ler de öyle. Ama görüyoruz ki bütün muhalif kesimlere bir yönelim var. İhraç edilen kamu çalışanlarının büyük çoğunluğu Kürt emekçiler. Bu nedenle Kürtlerin kamudan tasfiye edildiği kanısı yüksek. Bizi, işsiz bırakmakla tehdit ediyorlar. Ama biz bu antidemokratik uygulamalara teslim olmayacağız, mücadele etmeye devam edeceğiz. Dayanışma içinde olacağız. Başka çaremiz de yok zaten.”