Ahmet çıkacak yine yazacak!

Tam her şeyden vazgeçmeye, pes etmeye niyetlendiğiniz anda biri çıkıyor sözünün ardına hayatını koyuyor. 26 Temmuz 2017’de de böyle oldu. Ahmet Şık hakikatin ardına hayatını koydu… Ahmet Şık’ı birazcık tanıyanlar, onun gazeteciliğini takip edenlerin o mahkemede neler söyleyebileceğini tahmin etmesi zor değildi. Ahmet sözlerinin ve haberlerinin arkasında duracak dün savunduğu gibi bugün de gazeteciliği savunmaya devam edecekti. Öyle de yaptı. Onu hapse atarak susturmaya, korkutmaya çalışanları mahkum etti.
ahmet-ic

Leyla Alp

“Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.”

Bu memleket epey bir zamandır söylediği sözün arkasında duran, paraya, saraya, saltanata kendini de kalemini de satmayanlara itibar etmiyor ya da öyle görünüyor. Bu ülkede epey bir süredir para veya güç için biat etmek geçer akçe oldurulmaya çalışılıyor. Bu ülkede itiraz etmek, adaleti herkes için istemek epey bir zamandır sadece vicdan değil, cesaret ve vazgeçebilmeyi bilmeyi zorunlu kılıyor. Bu ülke nice zamandır bir çürümeye ikna edilmeye çalışılıyor. İşini geri almak için açlık grevi yapana “gebersinler” denilen, adalet için yürüyene taş atılan, Suriye’den göçmek zorunda olana tecavüz edilen bir zalimliğin yaşıyoruz.

Çocuklar tecavüze uğruyor, kadınlar sokak ortasında taciz ediliyor. Kolu kırılanın arkadaşının kolu kırılıyor. Çocukların tacize, tecavüze uğramasına ses çıkarılmayıp, kadınların şort giymesine saldırma hakkını kendinde gören bir kötülüğün ortasındayız.

Birkaç gün hatta birkaç saat sonra sevdiklerimizin ya da bizim başımıza ne geleceğini bilmediğimiz bir karanlığın içinde yol bulmaya ve bütün kötülüklere rağmen bu dünyada naif kalmaya çalışıyoruz. Zorlanıyoruz… Karamsarlığa kapılıyoruz. “Olmuyor” diyoruz. Vazgeçmeye niyetlenir oluyoruz. Sonra biri çıkıyor ve bizi utandırıyor…

Bu coğrafyanın güzelliği de burada. Tam her şeyden vazgeçmeye, pes etmeye niyetlendiğiniz anda biri çıkıyor sözünün ardına hayatını koyuyor.

26 Temmuz 2017’de de böyle oldu.

Ahmet Şık hakikatin ardına hayatını koydu…

Ahmet Şık’ı birazcık tanıyanlar, onun gazeteciliğini takip edenlerin o mahkemede neler söyleyebileceğini tahmin etmesi zor değildi. Ahmet sözlerinin ve haberlerinin arkasında duracak dün savunduğu gibi bugün de gazeteciliği savunmaya devam edecekti. Öyle de yaptı.

Onu hapse atarak susturmaya, korkutmaya çalışanları mahkum etti.

Umut oldu, direnç oldu…

Konuştuğu gibi yaşayan, yaşadığını savunan ve savunduklarının her daim ardında duran bir gazeteci olarak sadece meslektaşlarının değil bütün insanlığın yüz akıdır Ahmet Şık.

15 Temmuz öncesi Fettullah Gülen çetesine tüm olanaklarını açıp sonrası “kandırıldık” diyenler gibi değildir.

Darbe teşebbüsüne girişip sonrasında “ne yapılmaya çalışıldığını bilmiyordum” diyenler gibi değildir.

Ahmet bugün sadece kızına değil işten atılma korkusuyla, gözaltına alınma korkusuyla, hedef gösterilme korkusuyla haber yapamayan meslektaşlarına bir miras bıraktı.

Ahmet Şık 2017 Türkiye’sinde OHAL nedeniyle işten atılan binlerce mağdurun sesi oldu.

Ahmet Şık, 15 Temmuz günü tankların önünde hayatını kaybeden insanların hakkını savundu.

Darbe girişiminden haberi olup da bir şey yapmayan, önlem alma gereksinimi duymayan ve hâlâ önemli görevlerde olanlardan hesap sordu.

Ahmet sadece gazetecilik dersi vermedi. Hukuk, insanlık, cesaret dersi verdi.

Kaç kilit takarsanız takın, kaç hapishane yaparsanız yapın gerçeği hapsedemez, susturamazsınız. Zalimin olduğu her yerde ona karşı direnenler olacaktır. Her dönem siyasi iktidarının “kötüsü – suçlusu” olan Ahmet Şık, Cumartesi annelerinin oğlu, Metin Göktepe’nin arkadaşı, haksızlığa uğrayan herkesin kahramanıdır.

Ahmet onu FETÖ’cü olmakla suçlayıp savunma isteyen mahkemeyi yerle yeksan etti. Sözleri onun tahliye olmasına engel olacak belki ama Ahmet’in tarih yazan sözleri, haklılığı asla unutulmayacak.

Ahmet bütün yaşamını adadığı hakikatin ardına gelecek hayatını koydu. Biat ederse, “aman” derse gelebilecek özgürlüğünden vazgeçti. Gerçek özgürlüğün her koşulda hakikati savunmak olduğunu bir kez daha altını kalın kalın çizerek hayata kocaman bir imza attı.

Ahmet’in “zorbaları en çok korkutanın cesaret  olduğunu biliyoruz, korkmuyoruz” sözleri mahkeme jandarma barikatını, mahkeme duvarlarını aştı bütün ülkeye yayıldı. Bu sözler birilerinde sinir bozukluğu ve korku yarattı biliyoruz ama biz Ahmet’e öyle bir sarıldık ve onu yüreğimizde öyle bir yere koyduk ki onu oradan ömür billah çıkaramazlar.

Bir gün… Evet bir gün mutlaka Ahmet çıkacak yine yazacak. Ve inanın aylar boyu hapis yatsa da yine korkmayacak. Yine yazdığı haberin, söylediği sözün arkasında duracak.

Buraya yazıyorum; Ahmet çıkacak yine yazacak…

leyla.alp@gmail.com
@leylaalp


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.