DİSK'ten kıdem tazminatı önerisi

DİSK'in kıdem tazminatı konusundaki temel görüşleri, kıdem tazminatının temel bir işçi hakkı olduğu, temel özelliklerinin korunması, aksayan yanlarının geliştirilmesi ve bütün işçiler tarafından erişilebilir olması yaklaşımlarına dayalıdır.

Sayın Bakan,

Çağrınız üzerine 4 Temmuz 2017 tarihinde yapılan Üçlü Danışma Kurulu toplantısında sözlü olarak, 13 Temmuz 2017 tarihine kadar Üçlü Danışma Kurulu’nda temsil edilen işçi ve işveren örgütlerinden görüşlerini yazılı olarak göndermelerini talep etmiştiniz. Toplantıda size konfederasyonumuz DİSK’in kıdem tazminatı konusundaki görüşlerini içeren bir dosya sunmuştuk. Bu yazı ile Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun görüşlerini bir kez daha ana hatlarıyla dikkatinize sunmak istiyoruz.

Öncelikle kıdem tazminatı fonu konusundaki çalışmaların yürütülüş biçimine itirazımızı belirtmek istiyoruz. DİSK çalışma yaşamını ilgilendiren konularda taraflarla müzakere edilmesini, sorunların şeffaf ve kapsamlı olarak tartışılmasını ve kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesini esas almaktadır. Son zamanlarda giderek öne çıkan sosyal diyalog yaklaşımı meselenin muhataplarının sürece katılımını gerektirir. Üzülerek vurgulamak istiyoruz ki kıdem tazminatı fonu ile ilgili süreç sosyal diyalog yaklaşımına uygun gerçekleşmemiştir. Aylardır basında, değişik bakanlıklara atfen, kıdem tazminatına ilişkin spekülatif haberler, kıdem tazminatının “yük”, hatta “pranga” olduğuna dair değerlendirmeler yayınlanmıştır. Sık sık “müjdeli haberler” yayınlanmış ancak bizlere ne bilgi verilmiş ne de bizimle tartışma yürütülmüştür.

Kıdem tazminatına ilişkin aylarca süren bilgi kirliliğinin Üçlü Danışma Kurulu’nda sona ereceğini ve hükümetin hazırlığını sosyal taraflara sunacağını umuyorduk. Ancak Üçlü Danışma Kurulu toplantısında bakanlığınızca hiçbir öneri sunulmamış, sadece taraflar dinlenmiş ve 13 Temmuz 2017 tarihine kadar görüşlerini yazılı olarak iletmeleri istenmiştir. Kıdem tazminatı konusunun ele alınışında sosyal tarafların aylarca dışlanmasını ve başta anayasal bir kurum olan Ekonomik Sosyal Konsey olmak üzere sosyal diyalog meknizmalarının işletilmemesini doğru bulmadığımızı vurgulamak istiyoruz.

DİSK’in kıdem tazminatı konusundaki temel görüşleri, kıdem tazminatının temel bir işçi hakkı olduğu, temel özelliklerinin korunması, aksayan yanlarının geliştirilmesi ve bütün işçiler tarafından erişilebilir olması yaklaşımlarına dayalıdır. Toplantıda sözlü olarak belirtmiş olduğunuz hakkaniyet/hakkın korunması, güvence, şeffaflık ve sürdürülebilirlik konularında görüşlerimiz de aşağıdaki temel yaklaşımlarımızın içinde yer almaktadır. DİSK’in kıdem tazminatına ilişkin görüşleri özetle şöyledir:

1-DİSK 80 yılı aşkın süredir yürürlükte olan ve temel işçi haklarından biri olan kıdem tazminatının korunmasından, tam anlamıyla uygulanmasından ve özellikle hak ediş ve erişim koşulları açısından geliştirilmesinden yanadır.

2-DİSK kıdem tazminatının bugün olduğu gibi bir işveren yükümlülüğü olarak kalmasından ve hak ediş durumunda doğrudan işveren tarafından ödenmesinden yanadır. DİSK kıdem tazminatının bugün olduğu gibi işçinin brüt giydirilmiş son ücreti üzerinden en az 30 gün olarak korunmasından, toplu iş sözleşmeleri ile gün sayısını arttırma hakkının sürdürülmesinden ve tavan uygulamasının kaldırılmasından yanadır. Böylece çalışanlar şeffaf biçimde kıdem tazminatı alacağını hesaplayabilecektir.

3-DİSK, kıdem tazminatının hak ediş koşullarının iş sözleşmesinin sona eriş biçimlerine bağlanmasına karşıdır ve istifa dâhil, iş sözleşmesinin her türlü sona ermesinde ödenmesini savunmaktadır.

4-DİSK kıdem tazminatının fona devredilerek doğrudan bir işveren yükümlülüğü olmaktan çıkarılmasına karşıdır. Kıdem tazminatının fona devredilmesi kıdem tazminatı hakkını zayıflatacak, miktarının düşmesine, miktar garantisinin ve son ücretle bağının ortadan kalkmasına yol açacaktır. Kıdem tazminatı fonu işçilerin iş güvencesini zayıflatacak, dahası benzer fon uygulamalarında olduğu gibi suiistimal edilmesi söz konusu olabilecektir. Dünya örnekleri kıdem tazminatında fon uygulamalarının son derece sınırlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kıdem tazminatının fona devrinin hakkaniyete/hakkın korunması ilkesine uygun olmadığını düşünüyoruz. DİSK kesin bir biçimde kıdem tazminatının fona devrine karşıdır.

5-DİSK olarak kıdem tazminatı hakkının uygulanmasında kanun hâkimiyetinin sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. İşçilerin önemli bir bölümünün kıdem tazminatına erişimde sorun yaşadığı ve kıdem tazminatını almakta zorlandığı sır değildir. İstifa durumunda kıdem tazminatının ödenmemesi nedeniyle pek çok işveren işçiyi istifaya zorlamaktadır. Öte yandan işletmelerin bir bölümü kıdem tazminatını ödemekten kaçınmakta veya ödeme güçlüğüne düştüğü için ödeyememektedir. Kıdem tazminatı konusunda ciddi bir kanun hâkimiyeti sorunu yaşanmaktadır. Kanun hâkimiyetinin sağlanması güvence için temel koşuldur.

6-DİSK kıdem tazminatı hakkının ek önlemlerle güvence altına alınması gerektiğini savunmaktadır. İşverenin ödeme aczi ve iflası durumunda kıdem tazminatı alacaklarının muaccel hale gelmesine ilişkin düzenleme yapılmalı ve kıdem tazminatı ücret gibi işçi alacağı olarak tanımlanmalıdır. Kıdem tazminatı alacaklarının her türlü ipotekli alacaklarından ve devlet alacaklarından, finansal kiralama kapsamındaki alacaklardan ve diğer özel kanunlarda imtiyazlı alacak olarak tanımlanmış tüm alacaklardan önce ödenmesi sağlanmalıdır. İşyerinin her türlü devrinde, işçi alacaklarının koşulsuz bir şekilde işyerinin mal varlığı ile birlikte devralan işverene geçeceği ve devralan işverenin devraldığı mal varlığı üzerindeki her türlü tasarrufunun kıdem tazminatı dahil işçi alacakları ayrıldıktan sonra kalan kısmıyla sınırlı olacağına ilişkin düzenleme yapılmalıdır. Bu uygulama güvence yanında sürdürülebilirliği de sağlayacaktır.

7-İşverenin yukarıda sayılan koşullara rağmen kıdem tazminatı alacağını ödeme zorluğuna düşmesi halinde ise kıdem tazminatı alacağı ücret alacağı olarak değerlendirilerek 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Ek 1. maddesinde yer alan ve yıllardır uygulanan ücret garanti fonu kapsamına alınmalıdır. Yasada belirtilen üç aylık süre bir yıla çıkarılmalıdır. Bu uygulama kıdem tazminatının bir diğer güvencesi olacaktır.

8-İşverenin ödeme aczine düşmesi durumunda, kıdem tazminatı dâhil tüm işçi alacaklarının, güvence altına alınmasını öngören 173 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi onaylanmalıdır.

9-Halka açık şirketler için getirilen kıdem tazminatı karşılığı ayırma zorunluluğu diğer şirketlere de yaygınlaştırılmalıdır. Böylece kıdem tazminatının düzenli ödenebilirliği (sürdürülebilirliği) sağlanabilir.

10-Vergi borcu olan işverenlerin kamu ihalelerine sokulmaması uygulamasında olduğu gibi kıdem tazminatı alacağını ödemeyen işverenler de kamu ihalelerinden men edilmelidir. Bu uygulama işverenler için caydırıcı olacaktır.

Sayın Bakan,

Yukarıda yer alan görüşlerimiz kıdem tazminatı konusunda hakların korunması, kanun hâkimiyetinin sağlanarak hakkın güvence altına alınması, hakkın şeffaf ve öngörülebilir hale gelmesi ve düzenli ödenebilir (sürdürülebilir) olması yaklaşımlarına dayalıdır.

Bu çerçevede, kıdem tazminatının fona devri tartışmalarının gündemden çıkartılarak, kanun hâkimiyetinin sağlanması ve kıdem tazminatına erişim sorunlarının çözümüne odaklı bir yaklaşımın benimsenmesinin uygun olacağını düşünüyoruz.


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.