İller Bankası'nda barbarca yıkımın utancını taşıyamayacaklar

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında boşlatılan birinci derece tescilli kültür varlığı olan İller Bankası binasının yıkılıp yok edilmesi süreci, bu ülkede adalet olmadığını bir kez daha gösterdi hepimize. Önce boşalttılar, sonra etrafını çevirerek korumaya aldıklarını iddia ederek binayı toplumdan yalıttılar. İçerisindeki her bir parçanın çalınmasına, parçalanmasına ortam sağladılar. Yargıya başvurular, suç duyuruları, koruma kurulları ile görüşmeler, tespit davaları, bina önündeki haykırışlar, bu güzel yaşlı tanığı kurtarmaya yetemedi anlaşılan.

Google Haberlere Abone ol

Tezcan Karakuş Candan

Değer verdiğiniz bir şeyin yıkılışına, yok oluşuna binlerce kilometre uzaklarda modern mimarlığın temsilcisi Le Corbusier’in doğduğu topraklardan tanık olmak ve orada olamamak ne zordur bilir misiniz? Nefesiniz daralır, yürek atışlarınız hızlanır, her şey düğümlenir boğazınızda, yanınızda konuşulanları duymazsınız. Gözler görmez, kulaklar duymaz olur… İçinizden taşmaya çalışan ve taşamayan bir öfke ince bir kalp ağrısına dönüşür, içiniz yanar, canınız acır… Oradasınızdır ama, binlerce kilometre uzakta da olsanız, gerçekte o yıkılış anındasınızdır ve kepçenin yanı başında isyandasınızdır. Her vurulan darbe, size vurulmuştur aslında, her dökülen parça sizden bir şey koparmıştır. Karşınızda kepçe darbeleri ile taammüden ölüme yollanmaya çalışılan yaşlı bir tanık durmaktadır. Olay mahalli Ankara’da Cumhuriyetin temsil aksı Atatürk Bulvarı üzerinde Gençlik Parkı karşısında bulunan Belediyeler Bankası, nam-ı diğer İller Bankası binası…

. .

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında boşlatılan birinci derece tescilli kültür varlığı olan İller Bankası binasının yıkılıp yok edilmesi süreci, bu ülkede adalet olmadığını bir kez daha gösterdi hepimize. Önce boşalttılar, sonra etrafını çevirerek korumaya aldıklarını iddia ederek binayı toplumdan yalıttılar. İçerisindeki her bir parçanın çalınmasına, parçalanmasına ortam sağladılar. Yargıya başvurular, suç duyuruları, koruma kurulları ile görüşmeler, tespit davaları, bina önündeki haykırışlar, bu güzel yaşlı tanığı kurtarmaya yetemedi anlaşılan. Bu ülkeyi yönetenler el birliği ile planlanmış bir katliam yaptılar. Anayasaya aykırı, hukuka aykırı, vicdana aykırı… Adalet mi? O uzun süredir elinde terazisiyle kayboldu.

"HER İSYAN VAZGEÇMEYİ REDDETTİĞİMİZ BİR HAKİKATLE BAŞLAR"

Bir bina yıkıldığında, kimileri önemsemez. Bunca yıkımın ortasında bir binanın yıkımı öylesine konuşulup geçer ortamlarda… Oysa gerçek öyle değil. Her binanın bir hikâyesi vardır. Ve bu hikaye bizim yaşam kaynağımızın parçasıdır. Ankara, cumhuriyetin başkenti olması ile birlikte yeniden şekillendi. Cumhuriyet ideolojisini mekanlarından, binalarından, planlamasından okuduğumuz bu kent, içerisinde öyle güçlü bir hikaye barındırır ki, farkına vardığınız andan itibaren sizi içerisine alır sarar ve sarmalar. Çocukluğumun, gençliğimin, isyanımın geçtiği Ankara’yı neden bu kadar çok sevdiğimi şimdi daha güçlü anlıyorum. Dokunduğum, savunduğum her binasının, sokağının, kamusal alanının, anıtının altındaki hikayenin yolları milli mücadeleye ve bugün vazgeçmeyi reddettiğimiz cumhuriyetin kuruluş hikayesine çıkıyor. "Her isyan süreci vazgeçmeyi reddettiğimiz bir hakikatle başlar" demiştik, Ankara’yı direnişin ve umudun başkenti yapmak için yola çıktığımız Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde. Hakikatimiz bu işte.

Neoliberal politikalar ve siyasal İslam ideolojisinin kıskacında şekillenen kent ve mimarlık sürecinde, bu iki ideolojinin doğrudan belirgin hale geldiği kent cumhuriyetin başkenti Ankara oldu. Bugünlerde gündemimizin en önemli maddesi olan cumhuriyetle hesaplaşma, önce yapılı çevreden okunmaya başladı. İller Bankası binası bu hesaplaşmanın yaşandığı alanlardan biriydi. Ulus’tan Çankaya’ya kadar uzanan cumhuriyetin temsil yapılarının bulunduğu Atatürk Bulvarı üzerindeki İller Bankası'nın 17 Haziran gecesi kepçelerle, dozerlerle yıkımına başlanması sadece, bir bina yıkımı olarak ele alınmamalı. Bu bina temsil ettiği kurumsal yapısı ile cumhuriyetin kentleşme politikasının hikayesini içerisinde barındırdığı gibi, zarafeti, sadeliği, ölçeği ile cumhuriyetin modern bakış açısının ilk yerli eseridir. Yıkılmaya başlanan İller Bankası binasının hikayesini bir daha unutmamak üzere birlikte okuyalım. Bu hikaye bizim hikayemiz…

Cumhuriyetin ilanı birlikte yeni bir mücadele başlamıştı. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmak için başlatılan kalkınma hamlesi çerçevesinde, çağdaş kentlerin inşası sürecinde Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1933 yılında belediyelere teknik ve mali destek sağlamak amacıyla, Belediyeler Bankası kuruldu. Belediyelerin, kasabaların planları, altyapı projeleri bu kurum tarafından özenle gerçekleştirildi. Cumhuriyetin kamusal bakış açısını taşıyan ve belediyelerin yatırımlar sürecinde, kredi ihtiyacında ticari bankalara muhtaç olmaması için kurulan Belediyeler Bankası, kuruluşu ile kentsel planlamada cumhuriyetin devletçilik, halkçılık, devrimcilik ilkelerinin kurumsal ifadelerinden birisidir. Bu bakış açısı Anadolu’nun cumhuriyetle planlanan kentlerinde cumhuriyetin çağdaş kamusal bakış açısını, kentsel planlama ölçeğinde, kent meydanı, hükümet konağı, halkevi, ve parkı merkeze alan kamusallığının üretimleri Belediyeler Bankası ile şekillenecekti.

RUMUZ "SUR"

1933’te kurulan bu kurum için yapılacak bina da yarışmayla elde edilecektir. Uluslararası açılan yarışmaya 18 yerli ve yabancı mimar katılmış ve yarışmada birincilik, baykuş, bozkurt, arca, uğur, tangiş gibi rumuzlu projeleri geride bırakarak ,“sur” rumuzlu mimar Seyfi Arkan’ın projesi olmuştur. Projelerin yarışma ile elde edilmesi, rumuzların sayılarla değil de varlıklarımızın bir parçası olarak adlandırılması ise, o dönemin simge yapılarının ortak akılla ve toplumsal bağlar kurarak nasıl şekillendiğini bize hatırlatıyor. 1935-1937 yılında inşa edilen Belediyeler Bankası binası L biçiminde tasarlanmış; zemin ve birinci katları bankaya, ikinci katı imar fen heyetine ve son katı ise konuta ayrılmıştır.

Konut ile kamusal bir yapıyı bir arada çözen bu yaklaşımın zengin çözümleri, belediyeler dergisi odası, dükkanları, pasajları, kasaları, kullanılan malzemesi, gevşek bir zemindeki teknik mühendislik çözümleri, sadeliği ve insan ölçeğindeki varlığı ile mimarlığın toplumla buluşmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Savaş ortamında zehirli gaz tehlikesine karşı gaz sığınağının yapıldığı, insan hayatını önemseyen ender yapılardan biri olan İller Bankası binasının her bir üretimi özel tasarlanmıştır. Küpeşteler, kadın ve erkek işçilerin gardıropları, toplantı odası kapıları, kasalar ve kasa odalarına geçişteki aynalar, ahşap lambrileri, bakırları cumhuriyet ideolojisinin bütüncül bir bakış açısı ile estetik ile tekniğe verdiği önemi gösterir bize. Hemen çaprazındaki opera binasının vurgusunu güçlendirmek için düz, sade ve Ankara taşı ile kaplanmış cephesi ile çevresel bütünlüğün bir parçası halinde olan İller Bankası binasının hikâyesi ideolojik bakış açısının da hikayesi aynı zamanda.

. .

1944 yılına kadar sadece belediyelere teknik ve mali destek sağlayan İller Bankası, artan nüfus ve hızlı kentleşme ile 1944 yılında İller Bankası adını alarak, il özel idareleri ve köylerin uygulamalarını da kapsayan bir kurum haline almıştır. 1980 askeri darbesi ile uygulamaya geçilen neoliberal ekonomik politikalarla birlikte İller Bankası’nın dönüşümü ve tasfiyesi gündeme geldi. 1986 yılında Dünya Bankası’nın hazırladığı rapor, 2006 yılında İller Bankası ile Dünya Bankası arasında imzalanan su, atık su, katı atık vb'yi kapsayan kredi anlaşması, 2011 yılında İller Bankası’nın anonim şirket olarak yatırımcı bir banka haline dönüştürülmesi ile İller Bankası, neoliberal politikaların kıskacında, cumhuriyetin kurduğu kentlerin kalkınmasında devlet desteği aksından kaydırılarak kentsel ölçekte belediyelerle uluslararası sermayenin buluşmasına aracılık eden bir kuruluş haline gelmiştir. İçerik olarak kentlerin gelişiminde cumhuriyetin devletçilik aksından çıkartılarak uluslararası sermayenin kentsel ölçekteki finans pazarı haline gelen İller Bankası, bu kez de modern mimarlık eseri binası ile siyasal İslamın yıkıcılığı ile karşı karşıya kaldı.

Bu yıkımla birlikte canımızı acıtmaktan öte, bizim cepheden verdiğimiz mücadelenin karşısında, arkadan yıkarak cepheden korkaklığınızı, tarihi eser yıkarak mimari görgüsüzlüğünüzü ve suçunuzu tescil ettirdiniz.

İller Bankası binasının hemen arkasında, siyasal İslam'ın mekansal simgesi olan devasa caminin , yürüyüş mesafesinde 14 cami olmasına rağmen yapılması, İller Bankası binasının caminin görünürlüğünü engellediği yaklaşımıyla kurban edilmesine neden oldu. Cumhuriyetin temsil aksı üzerindeki laiklik ilkesinin mekana yansıması, böylece aşındırıldı. Cumhurbaşkanının İller Bankası'nın yıkılması isteği ise herkesin bilgisi dahilinde. Neoliberal politikalarla siyasal İslam'ın kol kola girerek gerçekleştirdiği bu yıkım süreci gelecek yaşantımızın nasıl şekilleneceğinin mesajlarını veriyor.

. .

İller bankası yıkıldığında, bir bina yıkılmadı işte… Cumhuriyetin kamusallığı, estetiğe verdiği değer, modern bakış açısının hikayesine taammüden kast edildi. Bu taammüden hesaplaşma ve katletme durumunu cumhuriyetin başkenti Ankara’da simgesel ve sistematik olarak uzun süredir yaşıyoruz. Atatürk Orman Çiftliği'nde, kaçak saray yapılışında, Saraçoğlu Mahallesi'nin boşaltılmasında, Baraj Gazinosu'nun, Su Süzgeci binasının, Hava Gazı Fabrikası'nın, Etibank’ın, Marmara Köşkü'nün yıkımında gördüğümüz bu durum, çok ideolojiktir. Tüm cumhuriyet dönemi yapılarının anıtlarının alanlarının tehdit altında olduğu bu süreç, bu bütünlük içerisinde algılanmaz ise yarın çok geç olacak…

İller Bankası'nın yıkımına başlayarak modernin karşısındaki kültürel kindarlıklarını, hukuksuzluklarını cümle aleme ilan etmek istediler. Ancak güçlü hikayemizin tanıklıklarını ortadan kaldırarak yeni bir hikaye yazacaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar, canımız acıyınca susup kalacağımızı sanıyorlarsa aldanıyorlar. Bu barbarca yıkımın utancını taşıyamayacaklar. O büyük gün geldiğinde, yıkılan her bir yapının inşasını yeniden yapacağız… "Her isyan süreci vazgeçmeyi reddettiğimiz bir hakikatle başlar" demiştik. Bizim vazgeçmeyi reddettiğimiz hakikatimiz; cumhuriyet değerleri, laiklik , demokrasi, adalet ve onun temsil ettiği her şey. Bu yıkımla birlikte canımızı acıtmaktan öte, bizim cepheden verdiğimiz mücadelenin karşısında, arkadan yıkarak cepheden korkaklığınızı, tarihi eser yıkarak mimari görgüsüzlüğünüzü ve suçunuzu tescil ettirdiniz, mücadele azmimizi ise perçinlediniz, bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı