Çin’de yoksulluğa 'çare' ikinci koca

Çing Hanedanı döneminde Çin’de yaşanan bir çok-eşlilik geleneği, aileleri bir arada tutmak için en uygun yoldu. Yoksulluk içindeki kadınlar, tarlada ve diğer işlerde kendilerine yardımcı olması için ikinci veya üçüncü bir kocayı ailelerine dahil ediyorlardı. 
poliandry

Brittany Wong *

Çin’de, birden fazla eşle evlenmek anlamına gelen Poligami (çok eşlilik) uygulamasının şaşırtıcı derecede kadın dostu bir tarihi var. Stanford Üniversitesi Profesörü Matthew Sommer’a göre, 19’uncu yüzyılda Çin’in kırsal kesimlerinin genelinde 18 yaşını geçmiş kadınların iki, bazen daha fazla kocası vardı. Bu geleneğin sebebiyse genelde ekonomik refah ihtiyacıydı.

Sommer, 2015 yılında yayınlanan “Polyandry and Wife-Selling in Qing Dynasty China” (Çing Hanedanı Döneminde Çin’de Çok-Eşlilik ve -Kadın- Eşini Satmak) adlı kitabında, çiftliklerde çalışma meselesinde yoğun bir yoksulluk ve sınırlı insan gücü sorunuyla karşı karşıya kalan kadınların, genelde yardım ve kol gücü desteği karşılığında ikinci bir erkeği eş olarak aldığını aktarıyor.

Etrafta ikinci koca adayları boldu; zira tıpkı günümüzün Çin’inde olduğu üzere, nüfusta kadın-erkek dağılımı, erkeklerden yanaydı; ülkede kadınlardan daha fazla sayıda erkek vardı. O günlerde, eşine bir çocuk veremeyen erkeklere “çıplak dal” deniyordu. Durum böyle olduğunda, onlar da gidip başka bir aileye katılıyorlardı.

‘KANKARDEŞ’ EVLİLİKLERİ

Kimi zamansa, ilk kocanın “kankardeşi” biçiminde anılan başka bir erkek ailenin bir parçası olup, kadının yatağını paylaşırdı.

Sommer, “Kendilerini aşırı bir yoksulluk içinde bulan ailelerse çocuklarını ve hatta eşlerini satarak, ailelerini dağıtma yoluna gidiyorlardı,” diyor.

Aileye ikinci bir kocanın katılması, aileyi bir arada tutmanın en geçerli yoluydu; hatta aileler bu eşleri sadece içlerine kabul etmekle kalmıyor, çoğu zaman köy veya mahalle halkı tarafından bir eğlenceyle bu durum kutlanıyordu. Gerçekleşen ikinci evlilikler, yerel toplum tarafından gayrıresmi olsa dahi meşru olarak görülüyordu. Çing mahkemeleriyse bu evlilikleri meşru olarak görmüyor, geçersiz sayıyordu.

Sommer, Çin’de bulunan yerel ve merkezi mahkemelerin arşivlerinde bulunan 1.200’den fazla davanın belgelerini incelemesinin ardından, bu ilişkilerin ne denli yaygın olduğunu da ortaya çıkarmış.

“Birden çok kadınla evlenme durumu oldukça yaygındı ve neredeyse kesinlikle birden fazla erkekle evlenme olayından çok daha fazlaydı; çünkü bir erkeğin birden fazla eşinin olması ya da bir metresini topluma tanıtması, nüfusun küçük bir kesimini oluşturan Çing elitleri tarafından bir yüksek statü sembolü olarak kabul edilirdi ve yıllarca böyle yaşamışlardı.” diye açıklıyor Sommer.

Seçkinler arasındaki nikahsız birliktelikler toplum tarafından bilinmekteydi; ancak çok-eşli kadınların hikayesini aktarmak oldukça zordu; çünkü, çoğu köylü okuma-yazma bilmiyordu. Dahası, bu evlilikler, kadınların namusuna ipotek koyan Çing Hanedanı açısından kabul edilemez bir durumdu.

Sommer, “Normalde, kadınların hayat boyunca tek bir eşle yaşaması gerektiğine inanılıyordu; ancak alelâde insanların hiçbirisi, ülkeyi boyunduruğu altında tutan bu seçkinlerin görüşlerini yerine getirmeyi göze alamazdı,” diyor ve “İşin gerçeği, çok-kocalı olmak gayet yaygındı ve mevcut koşullar, yasaları uygulamayı imkânsız hale getiriyordu.” diye ekliyor.

 

Öte yandan, soylular da fakirler arasında yaşanmakta olan kadın-eş yetersizliği sorununu artırmaktaydı; Sommer, perişan durumdaki yoksul ailelerin kızlarını, genelde zengin adamlara her alanda “hizmet” etmesi için satmaya başladıklarını da sözlerine ekliyor.

Kırsal “çok-kocalılık” ilişkileri içinde olan kadınlar, diğerlerine kıyasla daha renkli bir cinsel seçenekler dünyasına sahipti; Çok-kocalı evlilikler içinde bulunan eşler, hangi erkeğin evlilik yatağına davet edileceği konusunda yetkiyi genellikle kadınlara vermekteydi.

Sommer, bir gazeteye verdiği röportajda, “Kadınlar cinsel hayatlarında özgürdü ve sevişmeye istekli olmadıkça erkeklerin onları buna zorlamaları neredeyse imkânsızdı; bizzat kadınların kendileri bu sosyal düzenlemelerin kararlaştırılmasına öncülük etmekteydi.” diyor.

TRAJİK ÖRNEKLER DE MEVCUT

Bazı kadınlar iki kocalı hayatı kusursuz bir şekilde yürüttüler. Sommer, “Bu durum, bir kadının kocasından daha fazla tercih ettiği başka bir erkekle olan ilişkisini rasyonalize etmenin iyi bir yolu,” diye düşünüyor. Sommer bazı evliliklerin trajik biçimde sona erdiğini ve kimi zaman bir erkek eşin diğerini öldürdüğünün görüldüğünü belirtirken, en uzun süren çok-kocalı evliliğin tam 28 yıl sürdüğünün altını çiziyor.

Doğu Asya Dilleri Kansas Üniversitesi Profesörü ve “Celestial Women: Imperial Wives and Concubines in China from Song to Çing” (Çinli Kadınlar: Song’tan Çing’e Çin İmparatorluk Eşleri ve Cariyeleri) adlı kitabın yazarı olan Keith McMahon, “Araştırmacılar, bu davaları uzun yıllar boyunca görmezden geldi ve daha detaylı bir incelemeye lâyık olmadığını düşündü; bu sebeple Sommer’ın çalışması bu konuda bir sıçrama yarattı,” diyor.

McMahon, “Aileye yeni bir kocanın katılması (veya kimi zaman kadınların başka erkeklerle birlikte olmaları) aileyi bir arada tutmaya yaradı ve yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı oldu. Sommer’ın ortaya çıkardığı davalarda aktarılan kadınlar kuralları kendileri belirledi ve hiçkimsenin ne düşündüğünü de umursamadılar,” diyor.

* Makalenin aslı Huffington Post‘ta yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)