ABD Demokratlarının umudu 'iç savaş' 

Evet, Demokratların iç savaşa ihtiyacı var: İster inan ister inanmayın, açık bir tartışma olmadan asla bir zafer kazanılamayacaktır.

Google Haberlere Abone ol

Bill Curry *

Bernie Sanders ve Ulusal Demokrat Komite Başkanı Tom Perez, Nisan ayında engebeli bir arazi koşusuna başladı. Onların “birlik turu” çoğunlukla farklılıklarını vurgulamaya ve insanlara Sanders’ın aslında bir Demokrat olmadığını hatırlatma amacına hizmet etti. Bu durum, Demokratlar açısından öğretici olabilir mi? Zira birlik anlaşmayı, anlaşma da  tartışmayı gerektirir.

Birçoğu 2016’nın şiddetli tartışmalara ve kanlı bir iç savaşa yol açacak biçimde parti aidiyetlerinin yitirileceğini öngörüyor. Cumhuriyetçiler kaybetseydi, öz-eleştiri konuşmalarında birbirlerine savaş açmış olurlardı. Demokratlarsa bir adım daha ileri gitti. Öncelikle tüm üst düzey yönetimlerini yeniden seçtiler; vurdum duymaz danışmanlar ve mecalsiz kongre liderleri tekrar işe alındı. Ardından, Debbie Wasserman Schultz'un ruhuna uygun biçimde, tartışmaları sonlandırdırlar.

Partinin ileri gelenleri kavga etmek için doğru zaman olmadığını belirttiler. Her zaman bunu söylerler. Beyaz Saray’da duygusal açıdan tutsak edilmiş proto faşist bir sahtekârlık imgesi, bu bahanelere güç katıyor; ancak burada Demokratları çeşitli tartışmalarla de baş başa bırakıyor. Aslında belki doğru zaman ve son şans budur. Onları durduran nedir?

Sorunlardan birisi Başkan Donald Trump’ın kendisi. Tehlike, Trump’ın 50 arabalık başkanlığı yığınını dağıttığı esnada, Demokratların kendi arabalarını bir hendeğe doğru sürmeleridir. Demokratların en sevdiği strateji, Cumhuriyetçilerin infilak etmesini beklerken, boş boş oturmaktır. Trump’ın seri aptallıkları ve çabucak eşlik etmeye başlayan yasal sorunlar, onları bu sefer taktiklerinin işe yarayabileğini düşünmeye itebilir.

Barack Obama ise diğer bir sorundur. Onun cazibesi Demokratları bir araya getiren tutkal gibiydi. Herkes onun tarafından yapılsa da kendi hatalarına sahip çıkmalı. Bu, bir çeşit ihale konudur. Obama’ya adeta aşık olan Demokratlar, onun mirasını ilerletebileceklerini söyleyerek, hataları savunmayı tercih ediyorlar. Duygu bulutlarının görüş alanlarını kapatması sebebiyle pahalı bir bedel ödüyorlar.

Siyasi partilerin iç çatışmaları genellikle bir isyan biçiminde gerçekleşir. 2009 yılında, Cumhuriyetçi Parti (GOP)  merkez yönetimi partiyi kuşatmaya aldı ve görevdeki birçok yetkiliyi görevden uzaklaştırdı. Yalnızca yedi yıllık bir süre içerisinde en kötü durumdaki Cumhuriyetçi Parti, rakibine denk bir güç merkezi haline geldi. Demokrat liderler sonu gelmeyen savaşların sonlarını hızlandıracağı hususunda merkezlerini uyardılar. Ancak Demokratlar, kendi farklılıkları lehine bahis oynarken Cumhuriyetçiler, Cumhuriyetçilerin Demokratları sürgüne yolladıkları biçimde birbirlerine vuruyorlar. ‘İç savaşlar’, riskli olmakla birlikte, siyasi partilerin yenilenmesinde önemli bir rolü vardır.

Cumhuriyetçilerin iç savaşına yol açan meseleler nispeten küçüktü. Banka kurtarmaları dışında, ana muhalefet partisi merkezinin başlıca şikâyeti, liderlerinin Obama’yı tutuklamamasıydı. Demokrat merkez ve seçkin kesimler arasındaki ayrışmalar çok daha derindi; ancak hakkında konuşmak için yeterli karmaşa yoktu. Kritik bir başka etken de parti ve kurumlar arasında temel teşkil eden sözde sıkı bağlar idi.

GEÇMİŞİN BİRİKİMİ

İlericiler bir zamanlar bağımsızlığın ödülünü almışlardı. Yüz yıldır, bağımsız ve ilerici hareketler partiye vizyon, enerji ve omurga sağladı. 19. yüzyılın sonlarından itibaren etkin olmaya başlayan popülistler, 20. yüz yılın başlarındaki ilerici kişiler ve 20. yüz yılın ortasındaki güçlü işçi hareketi, Demokratlar için siyasi ve entelektüel bir maya oldu. Bu sayede toplumsal bir sözleşme ve bunun yanında modern bir orta sınıf oluşturuldu.

1980’lerin başında liberal gruplar siyasi eylem komiteleri oluşturdu ve seçim çalışmalarına katıldı. Parti kısa süre sonra onları kolonileştirdi. Çevreci kökenli hareketler Washington’da siyaset lobisine eklemlendi, erişim ve baskı politikası takasına dahil oldu. Demokratları savunma konusunda çok takıntılı davrandılar ve onlara meydan okuma konusundaki heveslerini yitirdiler. Her iki taraf da kol uzunluğu mesafesinde daha iyi durumdalar. İlerlemeciler, Demokratların vitrinlerinde sıkıştırılıp kloroformla bayıltılınca haline getirildiklerinde yapabilecekleri şeyler çok azdır.

2016’da Sanders destekçileri, Ulusal Demokrat Komite’nin (DNC) Hillary Clinton’ın kampanyasıyla bağlantı kurması için baskı yaptı. Ancak DNC iki arabayla bir cenaze töreni yapabilir. Seçim kadar büyük ve karmaşık bir şeyi etkilemek çok zordur. İlericiler Clinton’u yarattılar. İşçi sınıfını önemsemeyince, doğrudan düz kayıpla (Iowa, New Hampshire ve Nevada seçimleri) 2016 kampanyasını açmıştı. İşçilerin en büyük hedefleri ticaret anlaşmalarını engellemek ve yaşanabilir bir ücret idi. Sanders işçilerle birlikteydi. Clinton değildi. Neredeyse her genel seçim anketinde kendisinden daha iyi performans gösterdi. İşçi, çoğunlukla rütbe ve dosyaya bakmaksızın gene de Clinton'la birlikte yürüdü.

Çoğu eski çizgideki Washington merkezli Afro-Amerikan, kadın, LGBT ve çevre grupları da benzer şekilde davrandı. Clinton’ın adaylığını güvence altına alan parti teşkilatı değil, ilerici çevreydi. Demokrat Parti'nin demokratikleşmesi solun demokratikleşmesinden sonra gelir.

Sahip olduğumuz umut ve enerji  Democracy for America ve Moveon.org  gibi web tabanlı üye topluluklarından, pusulasında kendi yerini beklerken Demokratları önceleyen ve destekleyen Çalışan Aileler Partisi (Working Families Party) ve bir seçim politikası bile olmayan 350. org gibi kuruluşlardan geliyor. Öte yandan bütün yükü de mahalledeki yeni çocukların üstüne yıkamayız.

PARTİ İÇİNDE BİR TARTIŞMA YOK 

İnsanlar soldaki tartışmayı duyuyor ve Demokrat Parti'de de bir tane münazara olduğuna inanıyorlar. Öte yandan, parti liderleri ancak üsleri tarafından kendilerine bir sorulduğunda zoraki biçimde tartışıyorlar. Solun çoğunluğunun artık Demokrat Parti’yle bir bağı yok. Çay Partisi, görevdeki yetkililerin ön seçimlerden ne kadar korktuğunu bize gösterdi; ancak Yeşil Parti genel seçimlerde adayları protesto etmekten gayet memnun görünüyordu. Sorun, sadece Kasım ayında kaybedilen oylardan kaynaklanmıyordu; partiden yıllardır sızan enerji umutsuzca bir isyana ihtiyaç duyuyordu. Sol hâlâ mücadeleyi nereden veya nasıl başlatacağını bilmiyor. Hedef, sadece parti teşkilatını reform etmek değil aynı zamanda partinin yerini almaktır.

Demokratlar yarın sabah uyanmalarının ardından tartışmak istemelerine rağmen nasıl yapılacağını bilemeyecek durumda olabilirler. 80'li yıllarda, Cumhuriyetçiler sağ kanat düşünce kuruluşlarına yüz milyonlarca dolar yağdırdı. Demokratlar daha mütevazı servetlerini anketçiler ve danışmanlara yatırdılar. Bugünlerde Cumhuriyetçiler bir dava açtığında Demokratlar, bıçaklı kavgaya pamuk şekeriyle gelircesine hikayeler anlatıyorlar.

HİKAYEYE DEĞİL TASARIYA İHTİYAÇ VAR

Demokratlar milyonlarca kişiyi sadece diğer taraf için çalışan kurumsal pazarlama teknikleriyle harcıyorlar. Sahip oldukları teknoloji bile yenilgilerinin sebeplerini barındırıyor. 2012 Obama kampanyası, veri toplama alanındaki ilerlemeler ve ekolojist kesime yönelik dar kapsamlı yayınlar nedeniyle başarılıydı. Ancak farklı insanlara farklı şeyler anlatmak, size bir şans sağlamaz. Mesele bunu nasıl durdurduğunuzdur. Değişiklik yapmanın yolu, bütün bir ulusun tek bir tartışmaya dahil etmektir.

Bir zamanlar nükleer silahsızlanma hareketi içinde yer alıyordum. Farklı eyaletler için farklı reklamlarımız yoktu. Eğer bir sloganımız var idiyse bile hatırlamıyorum. Biz “dünya barışı” için çalışmıyorduk. Nükleer silahların geliştirilmesi, üretilmesi ve konuşlandırılması hakkında ikili, doğrulanabilir bir “dondurma” anlaşması vardı. Somutluk ve belirginlik olmadan, gerçek bir talep veya tartışma olamaz. Değişim, ilkel iletişim biçimleri yoluyla gelir: Kişilerle yüz yüze görüşen, 30 saniye ya da 140 karakterle değil, bir zihni değiştirmek ya da yeni bir fikir açıklamak için zamanını paylaşan insanlar söz konusuydu.

Veda turlarında sık sık Obama’nın en büyük hatasını belirtmesi istendi. Onun her zamanki cevabı “hikayemizi anlatma” işinde daha başarılı olmuş olmayı istediğiydi ama Obamacare hakkında bir hikaye anlatmasına gerek yoktu. Bunu düzeltmesi gerekiyordu. Demokratlar, kendilerine, duygularımızı çalıştıran beyin bölgeleri olan “prefrontal kortekslerin” ötesine geçmek için öykü ve metaforlara ihtiyaç olduğunu söyleyen Drew Westen ve George Lakoff gibi kıvrak zekalı düşünürleri çok fazla dinlerler. Belki (haklılardır) ama bizim sürüngen beyinlerimiz ilerlemeyi tercih eder mi acaba? Demokratların bir hikayeye değil,kapsamlı  bir tasarıya ihtiyaçları var.

Tartışmanın önündeki en büyük engel, tabi ki Demokratların yüksek düzeyde bağış toplama çalışmalarına olan bağımlılığıdır. Büyük meblağlar yalnızca bir tarafı diğerinin üzerine çıkarmaz; ayrıca her iki tarafı da statükoya ve dolayısıyla geçmişe ipotek eder. Demokratlar, bağışçıları ve seçmenleri için farklı mesajlar hazırlar ve tarafları çatıştırmayacak bir kodda şifreler. Sonuçta da kimsenin anlayamayacağı ve güvenemeyeceği derecede bulanık bir mesaj yayınlanır.

2016 yılında Yeşiller Partisi’nden ve Liberallerden binlerce oy gelmişti; belki de Kongre’de gür sesiyle gizliliğimizi savunan ve imparatorluk zorlamalarına karşı direnen Rand Paul’ü tercih ettik. Demokratlar, Amerika’nın güvenlik alanının silahsız ama meşru bir hukukun üstünlüğüyle korunduğunu ve mahremiyete yapılan saldırıların ülkenin kimliğini olumsuz yönde etkilediğinin görülmesi için yardım etmelidir. Zamanımızın önemli bir meselesi olan iklim değişikliği hakkında Demokratlar hâlâ yeterince yüksek sesle veya yeterince açık konuşamıyorlar. Demokratların tartışmaktan korktuğu pek çok konu var ve hangisinden başlayacağınızı seçmek zor. 2016'da çözümlenmemiş biçimde bırakılan üç büyük sorunla yüzleşerek başlayabilirler:

Sağlık güvencesi: Demokratlar Cumhuriyetçileri “Obamacare” (Eski başkan Obama’nın sağlık sistemi yasası) yerine makul bir alternatif oluşturmaması nedeniyle küçümsüyorlar; ancak Demokratlar da bir çözüm sunmadı. Obamacare sistemi ölmüyor ama ölümcül bir sorunu var: Maliyeti çok yüksek. En uygun çözüm, tek mükellefli ulusal sağlık sigortasıdır; güçlü bir genel seçenek olmadan sorunu halletmek mümkün değildir. Obama kamusal bir seçenek için uğraştı ancak sağlık hizmetini küçük işletmeler ve serbest çalışanlar açısından uygun fiyatlı hale getirmenin bir yolu olarak  değil, liberal bir fetiş olarak görmeye başladı. C-Span kameralarını sağlık görüşmelerine sokmayı taahhüt etti, bunun yerine kapalı kapılar ardında sigorta ve ilaç endüstrilerinin “dedeleriyle” görüşmeyi tercih etti. Dolayısıyla, maliyetleri düşürme ümidinden de vazgeçmiş oldu. Demokratlar hatalarını itiraf etmelerinin ve bir alternatif yaratmalarının zamanı geldi. Amerikalıların yüzde 60'ı tek mükellefli planı desteklediği için, Demokratlar müzakereye buradan başlayabilir belki.

Ticaret: Ekonomistler hala David Ricardo’nun karşılaştırmalı üstünlük teorisini göz ardı ediyorlar. Ricardo akıllı biriydi ama aramızdan ayrılalı çok oldu. Günümüzde karşılaştırmalı üstünlük, düşük ücretler, zayıf hükümetler ve sonsuz ve sinsi bir düşük ücret politikasına sahip devasa şirketler anlamına geliyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu insanlar yoksulluktan kurtuluyor ancak hiçbir zaman orta sınıfa yükselemiyor. Gelişmiş ülkelerde, orta sınıfı küçültürken, şirketlerin demokrasiyi daha da tekellerine almalarını sağlıyor. Trans-Pasifik Ortaklığı gizli olarak görüşülmek yerine kamuoyunda tartışılmış olsaydı, bu tür sorunlar ele alınabilir ve belki de çözüme ulaştırılmış olabilirdi.

Kamu Yolsuzluğu: 2008 ve 2016'da kazanan adayın vedasıyla ilgili tüm tartışmalar yolsuzlukla ilgiliydi. Obama’nın “Washington’u düzeltme” sözü, Trump'ın “bataklığı boşaltma” sözüyle kıyaslandığında daha cılız kalıyordu; ancak verilen söz aynıydı. Sanders’ın kampanyası üç noktada enerji yarattı: Demokrasimiz bozuk, orta sınıf ölüyor ve orta sınıfın ölmesinin sebebi demokrasimizin işleyişinin bozulması. Hillary Clinton, zayıf bir adaydı; çünkü kişisel olarak sorunluydu, ancak bütün sistem yozlaşmıştı ve o buna inanmak istemiyordu.

Seçmenler açısından kamu yolsuzlukları o kadar görünmezdi ki; iki tane tarihi seçime gidilse de (tartışan) uzmanlar arasında pek bir fark yer yoktu. En kötüsü de yanlış bir tabirle “zayıf yolsuzluk” biçiminde nitelendirilmesidir ve açıkça yanlış olsa bile yine de yasal olan tüm eylemleri içerir: Kampanya bağışları, gayrı resmi sözleşmeler, döner kapılar ve iyilikten ziyade ödül kazandıran tüm etik yasalar “zayıf yolsuzluğun” alanındadır. Küresel finans sermayesi, yenilik konusunda yolsuzluklardan daha az iş görmektedir. Demokratlar bunu itiraf etmeli, tartışmaya yanaşmayan her lideri kovmalı ve daha sonra konuyu ait olduğu yere taşıyarak, tartışma merkezde gerçekleşmelidir.

2016’nın seçim dersleri zor ama basittir: Açık fikirlerin gücü paranın gücünden daha büyüktür. İkincisi, ilke mesajın kendisinden daha önemlidir; önce inanacak bir şey bulup sonra insanları bu konuda nasıl bilgilendireceğimiz çok mühimdir. Trump, siyasi reform ve ekonomik adalet konularını hedefleyerek kazandı. Onları kimseden çalmadı; zira, kendisine Demokratlardan bir hediyeydi. Seçmenleri geri getirmek için ne gerekir? Muhtemelen bir isyan (tabii ki bir tartışma) gerekiyor. Liderler bağışçılarından ve danışmanlarından uzak durmalı ve fikir pazarına tekrar dahil olmalıdırlar. Buna karşı direnenler, zaman kaybetmeksizin paketlenerek gönderilmelidir.

* Bill Curry, Başkan Clinton’a Beyaz Saray’da danışmanlık yaptı ve Connecticut Valiliği için iki defa Demokrat Parti’den aday oldu. Başkan Obama ve halkçı politikalar hakkında bir kitap hazırlamaktadır.

Makalenin aslı Salon. com'da yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)