Mülteci kampından zorunlu göç

Dışarıda kalan ve devam eden yoğun yağış nedeniyle tamamıyla ıslanmış bavullarını, çuvallarını ve torbalarını toplayarak ağır ağır feribota doğru yürüyorlar. Onlar için akan gözyaşlarımız yağan yağmurun altında kayboluyor.
multeciler-yunanistan-gonderme-merkezi

Rakel Sezer*

Sakız adasında, 8 Mart sabahı, şafak sökerken başlayan yağmur etkisini arttırarak devam ediyor. Saat sabaha karşı 5. Mültecilerin ada içinde kaldıkları sürede ulaşımlarını sağlayan büyük gri otobüs Souda mülteci kampına giriyor. Yaklaşık 8 aile bu otobüsle yapacakları son yolculuğa hazırlanıyorlar. Çünkü bu sefer otobüs, onları Birleşmiş Milletler yetkililerin Yunanistan’ın ana karasında belirlediği yerleşim bölgelerine ulaştırmak üzere, adadan sabah 6’da ayrılacak olan feribota götürecek. Yaklaşık 8 saat sürecek deniz yolculuğunun durakları Midilli Adası, Kavala ve son olarak Selanik.

20 Mart 2016’da, Türkiye-Avrupa arasında yapılan anlaşma, mülteciler için birçok olumsuzluk içermesine ve gerek sivil toplum örgütleri gerekse Yunan adaları sakinlerinin eleştirilerine rağmen hala yürürlükte. Dahası, siyasi ve finansal yönden ihtilaf halindeki iki taraf da anlaşma koşullarını yerine getirmiş değiller. Avrupa Birliği üye ülkeleri, Yunanistan ile diğer Avrupa ülkeleri arasında kalan yaklaşık 65.000 mülteciden kendi ülkelerine yerleştirme konusunda söz verdikleri kotaların halen çok altındalar. Halihazırda, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin açıkladıkları kota 12.676 ve Ocak sonu itibarı ile bu kotanın ancak yarısının doldurulmuş durumda. Bu Yunanistan genelindeki sıkışmanın ana sebebini oluşturuyor.

Yaz ayları gelmeden, kamplardaki yoğunluk nedeniyle, adalarda bazı otellere ve apart evlere yerleştirilmiş ailelerin, bu sefer de Yunanistan’ın ana karasında bulunan kamplar veya şehir merkezlerinin oldukça uzağında belirlenmiş evlere yerleştirilmek üzere adadan gönderilmesine karar verildi. Başta Atina olmak üzere Yunanistan ana karasında 35 göçmen kampı var ve toplam kapasiteleri 25.000 civarında ancak ne yazık ki adalardaki kamplar gibi onlar da kapasitelerinin çok üzerinde mülteci barındırıyorlar.

Saat 6’ya yaklaşırken aileleri feribota taşıyan gri otobüs limanın demir çitle çevrilmiş alanına giriş yapıyor. Ailelere veda için kamptaki arkadaşları ve kampta çalışan küçük bir gönüllü grubu olarak tellerin arkasından, yağan yağmurun altında alkış ve tezahüratlara başladık. Otobüsten dışarı çıkmalarını istiyoruz, onları uzun bir süre ya da bir daha hiç göremeyeceğimiz düşüncesiyle tel örgülerin arkasından bile olsa göz göze gelmek, ellerini tutmayı umuyoruz. Nihayet otobüsün kapıları açılıyor, genç ve orta yaşlı erkekler kocaman bavullar ve çuvallarla otobüsten iniyorlar. Kuvvetli yağan yağmura rağmen, Birleşmiş Milletler yetkilileri ailelerin erkeklerinden irili ufaklı tüm bavulların otobüsten boşaltılmasını istemiş. Bavulları otobüsten boşaltırken alkışlar, çığlıklar, şarkılar arasında yanımıza geliyorlar, sarılmaya çalışıyoruz birbirimize. Çocuklar ve anneleri otobüsün camlarına yapışmış, camlara kalpler çizip yazı yazarak bizlere mesajlar gönderiyorlar. Çocuklar, otobüsün içinden şarkıları duyuyorlar, oldukları yerde sallanarak eşlik ediyorlar bizlere.

multeci-sirbistan

Sakız adasındaki mülteci sayısı birkaç ay zarfında 3.000’den 1.500’e düşürülmüş durumda. 800 civarında mülteci devlet kampında yaşıyor. Kalenin içinde konuşlandırılmış ve aşağı yukarı 700 kişinin yaşadığı Souda mülteci kampında, Yunanistan ana karasına gönderilen aile sayısının artmasından dolayı, artık çoğunluğu adaya tek olarak gelmiş erkekler oluşturuyor. Kampın coğrafik ve etnik dağılımı İranlı Azeriler ve Kürtler, Suriye ve Iraklı Kürtler, Türkmen ve Araplardan oluşan çoğunluk ile Kuzey ve Orta Afrika’dan gelen Müslüman ve Hristiyanlar’dan mürekkep. Mültecilerle yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenim, ana karaya gönderilen ailelere paralel olarak onların da Türkiye’ye geri gönderileceğine dair endişeleri olduğu yönünde. Endişelerinin temel sebebi ise Türkiye’de yaşadıkları olumsuzluklar. Bir çoğu uzun süre Türkiye’de yaşamayı ve çalışmayı denemiş ancak yaşadıkları büyük hayal kırıklıkları sonucunda kaçmaya karar vermişler. Türkiye’ye geri gönderilip tekrar kendilerini günlük veya aylık olarak düşük ücretlerle işe alan o ücretleri de geciktiren veya hiç ödemeyen işverenlerle tekrar yüz yüze kalmak istemiyorlar.

Ada içinde yaşanan bu hareketliliğe pek olumlu bakamıyorum. Zira, belirsizlik mülteciler için aynen devam ediyor, sadece yer değiştirmiş olarak… Adalardaki mülteci yoğunluğunun azaltılması lojistik bir iyileştirmeden öteye gidemiyor. Ana karada yerleştirildikleri kamplarda veya evlerde, sığınma başvurularının hangi ülke tarafından kabul edildiğini öğrenmek için görüşme tarihi bekleyecekler. Bu ülkelerin verdikleri sözü tutmakta hatta 65.000 mültecinin toplamının kendi ülkelerine gelmesini planlamakta zorlandığını (!) düşünecek olursak bekleme süresinin oldukça uzun olacağını tahmin etmek zor olmayacaktır. Bu arada ana karadaki kampların kapasitesinin çok üzerinde mülteci barındırması, 2016 yazında sayısı 1.500 kişiye varan Sakız Adası’ndaki Souda kampındaki sorunları tekrar yaşatabilir. Evlere yerleştirilen mülteciler ise merkezden bir hayli uzaktaki mahallelerde yaşanılan her türlü sorunun odak noktası olacaklar ve ana karadaki herhangi bir kampa geri gönderilmek zorunda kalabilecekleri tecrübe ile sabit.

multeci-cocuk-haber-ici

Selanik’e gidecek olan feribotun kıç tarafındaki kapak yüksek bir sesle açılıyor. Yolcular inmeye başlıyor. Büyük gri otobüsün içinde buruk bir heyecanla bekleşen aileler bu sefer feribota binmek üzere otobüsten iniyorlar. Dışarıda kalan ve devam eden yoğun yağış nedeniyle tamamıyla ıslanmış bavullarını, çuvallarını ve torbalarını toplayarak ağır ağır feribota doğru yürüyorlar. Onlar için akan gözyaşlarımız yağan yağmurun altında kayboluyor. Gençler, iki, üç, dört tur yapıyor tüm bavulları feribota taşımak için ve her bir turda avaz avaz çığlıklar ve şarkılarla uğurlanıyorlar feribota. Feribotun düdük sesini duyuyoruz ve kapak kalktıkça onlar gözden kayboluyor. Birkaç dakika içinde feribot karadan ayrılıyor. Oysa biz bir süre daha ayrılamıyoruz oradan. Bu son vedanın ağırlığı altında eziliyoruz biraz. Derken birkaç genç feribotun en üstüne çıkıp bizleri son bir kere selamlıyor. Gemi ufukta kaybolana kadar hepimiz orada kalıyoruz.

Birkaç gün sonra bir mesaj alıyorum Atina’ya gönderilen Halep’li bir aileden. “Biz iyi değiliz burada” diye yazmışlar, “Adaya geri dönmek istiyoruz. Bizi yerleştirdikleri yer kuş uçmaz kervan geçmez bir yer. Atina’nın merkezine oldukça uzak, en yakın kasabaya bile yarım saat, neden getirdiler, bıraktılar bizi burada? Arkadaşlarımızı özlüyoruz…”

* Souda Mülteci Kampı/Sakız Adası


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.