Regl izni yasadan çıkarıldı ama gündemden düşmedi

Artık kadınları sanayinin pek çok alanında görmek mümkün. Bu değişimin sendikal hareket tarafından görülmesi, taleplerinin ihtiyaçlarının sendikal politika haline getirilmesi, sendikaların bunalımlı dönemlerden çıkmasının itici dinamiklerinden biri de olabilir, kim bilir? 

Google Haberlere Abone ol

Nuran Gülenç

Kadınlara “regl izni” tartışması  dönem dönem alevlenip gündeme gelen bir konu olmaya devam ediyor.  Bir kez daha gündeme geldi. Belki çoğunuz duymadınız ama  bu sefer bir işçi sendikasının toplu sözleşme maddesi olarak. Geçtiğimiz günlerde, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, İstanbul’da faaliyet gösteren Valfsan adlı işyerinde yapılan toplu sözleşmede regl iznini madde olarak  koydu. Koymakla da kalmadı. Müzakere sürecinde savundu ve sözleşme maddesi olarak bağıtladı.

Takip edenler bilir, 2004 yılında yürürlüğe giren Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’nde regl izni ile ilgili bir düzenleme vardı ve maddeye göre; “Kadın işçilerin Özel Günleri” bağlığı altında  “Kadınlar, ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesap edilir. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir. Ay halinin başlangıcı işçinin ihbar tarihidir” şeklindeydi.

Madde konulmuş, ama uygulaması olmayan bir madde olarak devem ederken, 2010 yılında, tekstil ve konfeksiyon sektöründe bazı işlerin ağır ve tehlikeli işler kapsamına alınması ve uygulamayan işyerlerine ceza kesilmesinin gündeme gelmesiyle, fırtınalar kopartılmıştı. Tekstil patronları, yasa koyucuyu kadın işçileri kadın işçileri işten çıkartmakla tehdit etmişti.  Yönetmeliğe dayanarak haklarını kullanmak isteyen kadınların kendini kapı önünde bulacaklarını söylemişti.

Patlak veren tartışma, Çalışma Bakanlığı’nın, 2008 tarihinde hazırlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun taslağının yasalaşması durumunda ağır ve tehlikeli işler kavramının ortadan kalkacağı açıklamasıyla yatıştı. Önce, 7 Mart 2010 tarihinde yapılan değişiklikle kadınların en yoğun çalıştığı konfeksiyon ve triko, dokuma, giyecek imali işyerleri ile otel ve tatil köylerinin mutfakları gibi 42 sektör ağır ve tehlikeli işler kapsamından çıkarıldı. Ardından da,   08.02.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle 30.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Böylece, kadınların regl izninin de hukuki zemini ortadan kalkmış oldu.

Birçok ülkede uygulama alanı bulan regl iznin gündeme gelmesiyle fırtınalar kopartılması sadece bazı sektörlerin kapsam dışına çıkmasına ya da regl izninin ortadan kalkmasıyla sonuçlanmadı, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’nin kaldırılmasıyla, çalışma yasağı olan pek çok işlerde kadınların çalışmasının önü açılmış oldu. Şimdi artık kadınlar, 4857 sayılı İş Kanunundaki 72. maddesine göre maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı ve su altında çalışılmaları dışında tüm çalışma alanlarında çalışabilecekler. Buradan bakıldığında, fırtınanın sadece regl izni için koparılmadığını söyleyebiliriz. Kadınlara belli iş kollarını açma şeklinde “eşitlikçi” gibi görünen bu tutum, pratikte erkek işkollarını kadınlara açmadığı gibi, kadınların bir önceki sosyal güvenlik rejiminden kaynaklanan toplumsal cinsiyet temelli haklarını tırpanlaması sonucunu ortaya çıkardı. Diğer taraftan, kadınlar  yedek, ucuz ve güvencesiz işgücü garantisi ile bu sektörlerdeki, işgücünün ucuzlamasına da yol açtı. Sonuçta, patronlar kadınlardan aldıklarını erkeklere vermiyorlar.

REGL İZNİ VE SENDİKAL TALEP

Regl  dönemleri kadınlar için önemli sıkıntılarında gündeme geldiği bir dönem, bu dönemin bir hastalık olarak algılama yanlışına girmeden kadının doğurganlığının bir sonucu normal bir dönem olarak algılanması önemlidir. Pek çok kadın bu dönemlerini oldukça sıkıntılı geçirmektedir. Bu iznin uygulama alanı bulduğu yerlerde, kadının bedensel sıkıntılarının ruhsal değişimleri yaşandığı bu dönemde bir veya iki günlük izinlerle çözüm yoluna gidilmektedir.

Mart 2016 ayında, ülkemizde bazı basın organlarında  İngiltere’de Coexist adlı bir şirketin kadın çalışanlarına regl iznini  uygulaması başlattığı ve bunun İngiltere’de yapan ilk şirket olarak duyurdu. Ama dünyada bu uygulamaya yer vermiş ülkeler mevcut. Örneğin Japonya’da  İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne  regl izni kullanımı gündemde,  yine Güney Kore, Tayvan, Endonezya  gibi ülkeler de bu iznin varlığı söz konusudur.  Son haftalarda da, Çin’de bu yasanın çıkarılması gündeme geldi.

Ülkemize dönersek, regl izni mevcut yasal düzenlerden kaldırılmış olsa bile işyeri  düzeyinde düzenleme yapmak mümkün. Bunun yolunda toplu sözleşmelerden dolayısıyla sendikalaşmaktan geçiyor. Elbette sendikalaşmakta, kadına yönelik özel bir talep olan regl izni gibi düzenlemelerin sözleşmelere girmesi yeterli değil. Erkek egemen yapılar olan sendikalarda, kadın üyelerinin bu talebini ve ihtiyacını görmezden gelmeyecek bir sendikal anlayışın da olması gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde, Birleşik Metal-İş Sendikası basına yapmış olduğu bir açıklamayla toplu sözleşme yaptığı Valfsan işyerinde, kadın üyeleri için bir günlük regl izninin sözleşme maddesi olarak düzenlendiğini duyurdu.

Son yıllarda içine girmiş olduğu krizden bir türlü çıkış yolu bulamayan, günden güne üye ve prestij ve güven kaybeden sendikal hareket için, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın kadın üyelerinin ihtiyaçlarına yönelik maddeleri sözleşme maddesi olarak düzenlenmesi oldukça ileri bir adım olduğunun altını çizmek  gerekiyor. Sendika sadece bununla da kalmamış, aynı sözleşmede, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de ücretli tatil olarak almış.

Artık kadınları sanayinin pek çok alanında görmek mümkün. Bu değişimin sendikal hareket tarafından görülmesi, taleplerinin ihtiyaçlarının sendikal politika haline getirilmesi, sendikaların uzun süredir içine düştüğü bunalımlı dönemlerden çıkmasının da itici dinamiklerinden biri de olabilir, kim bilir?